Düzenli artışın önce durdurulup kontrol altına alınması, ardından da düşük karbon ekonomisine geçiş iklim mücadelesinin önemli safhaları. Bunların yanı sıra, özellikle gelişmekte olan ülkelerde mikrofinans modelini beimseyerek küçük girişimcilere, iş sahiplerine kredi sağlayan etik bankalar bulunuyor. Tacikistan’dan, Bangladeş’ten Güney Amerika’ya Değerler Üzerine Bankacılık İttifakı’na katılan, öncelikli olarak bir topluluğun gelişimine finansal kaynak yaratmayı amaç edinmiş bankalar da var. Kadın STK’sı Fundación Mundo Mujer tarafından 2015’te kapılarını açan banka öncelikli olarak mikrokredilerle başta kadın istihdamını desteklemek üzere toplumun refahını ve ekolojik bir yaşamı geliştirmek için finansman sağlıyor. Bu amaçla Net Sıfır İçin Glasgow Finans Birliği girişimi kapsamında Net Sıfır Varlık Yöneticileri adlı bir oluşum kuruldu. Temmuz ayında yapılan açıklamaya göre, net sıfır emisyon hedeflerine uyma vaadiyle oluşumun taahhütnamesini imzalayan şirket sayısı 128’e çıktı. Bu imzalarla net sıfır emisyona taahhüt edilen varlıkların toplamının sadece altı ayda 43 trilyon dolara eriştiği belirtiliyor, bu da yaklaşık 100 trilyon dolar toplam varlığı yönettiği düşünülen sektörün değerinin neredeyse yarısı demek. Kimi yatırımcılara göre bu meblağ finans dünyası için bir “eşik noktası” oluşturuyor. Bir başka deyişle, geri dönüşü olmayan bir ivmenin yakalandığını savunuyorlar. Paris Anlaşması’nı imzalayan ülkelerin birçoğu sera gazı emisyonlarını azaltmak için somut takvimler belirlemeye başladı. Hükümetlerin iklim politikalarını giderek fosil yakıtlardan çıkış hedefiyle uyumlu hâle getirdikleri bir ortamda bankalar petrol, doğalgaz, kömür ve petrokimya sektörünün imdadına yetişiyor.

Jürinin kimlerden oluştuğu, seçilen isimlerle ile aynı anda kamuoyuna açıklanacaktır. Bakanlığın sunduğu planda müsilajla mücadele için öncelikli olarak Marmara Belediyeler Birliği bünyesinde Bilim ve Teknik Kurulu adında bir yapının oluşturulması ve bir “Stratejik Plan” hazırlanması öngörülüyor. Kanada’da daha önce ölçülen en yüksek sıcaklık 1937’de 45 santigrat ile yaşanmıştı. Türkiye’de ise özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde son günlerde aşırı sıcaklar yaşanıyor. Banka ve finans dünyasının dokunulmazlığının yarattığı adaletsizlik duygusu, doğa savunucularının söyleminin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. İklim kriziyle etkili bir mücadele için somut ekolojik politikalar kadar hesap verebilirliğe ve sosyal adalete de gereksinim duyuluyor.

  • Davada ortaya çıkan önemli delillerden biri Ali Yamuç’un eşi Fatma Yamuç’a intihar öncesinde gönderdiği bir mektuptu.
  • Sağlık maliyetleri ise yüzde 87 oranında, yaklaşık 29 milyar eurodan 4 milyar euroya düşecek.
  • Bloke, hangi kurum ve kuruluş tarafından konulmuş ise mevcut durum çözüme kavuşana dek ya da o kurumdan ikinci bir talimat gelinceye dek kaldırılmaz.
  • Bizler bu yönetim zihniyetinin farklı türde yasaklamaya çalıştığı bilim insanları olarak ODTÜ Çevre Topluluğu’nun yanındayız,” diyor Bekiroğlu.

Örneğin, stratejik planın takibi yapılmadı ve oluşturulan kurullar sadece bir kez geçen yıl Ekim ayında toplandı. Müsilaj yüzeyden uzaklaşınca, gözükmeyince kurtulduk zannediyoruz” diyor Sarı. Geçen yıl Mart ayında Çanakkale’de, ardından Marmara Denizi’nin doğu kısımlarında, İstanbul, İzmit, Yalova ve Bursa’da Nisan ve Mayıs aylarında kıyılar kalın, katı ve çevreye kötü bir koku yayan bir maddeyle çepeçevre kaplandı. Oysa müsilaj Türkiye sularında ilk kez görülmüyordu, 1990’lı yıllardan bu yana Marmara Denizi’nde belli aralıklarda gözlemleniyordu. Rapora göre, kömür santrallerinin 2030’a kadar kapatılmayıp sürecin 2050 yılına sarkması durumda ise Türkiye ağır sağlık sorunları ve sağlık maliyeti ile karşı karşıya kalacak.

Kanadalı Alamos Gold şirketi ve onun yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik, 2019’da valilik izniyle Kirazlı köyünde ağaç kesimlerine başlamıştı. TEMA Vakfı’nın, şirketin ÇED raporuna göre sahip olduğu izin sadece 26,7 hektarlık bir alanken, 613 hektarda 195 bin ağacın kesildiğini açıklaması büyük yankı uyandırdı. Doğa savunucuları 26 Temmuz 2019’da Su ve Vicdan Nöbeti’nde bir araya geldi. Ülkenin dört bir yanından onbinlerce kişi doğayı korumak için nöbete katıldı. Buna örnek olarak Rahmi Koç’un başkanlığında kurulan Deniz Temiz Derneği ya da TURMEPA’nın dergisinin müsilajla ilgili sayısı gösterilebilir. Nitekim Tüpraş, Aygaz, Opet, Henkel, Enka gibi firmaların desteğiyle çıkarılan dergide, müsilaja dair kaleme alınan yazıda “müsilajın ana sebebi evsel atıklar” ve “iklim değişikliği ve insan baskısı sebebiyle bu durum tekrarlanabilir” gibi başlıklar tercih edilmiş. Oysa Zeynepgül Alp’in Gezegen için hazırladığı haberde alıntılanan uzmanlar Marmara’nın sularının ısınmasının en önemli nedeni kirlilik olarak gösteriyor. TURMEPA’nın Acil Eylem çağrısında her ne kadar endüstriyel atıkların ciddi bir kirliliğe yol açtığı kabul edilse de, temel sorun olarak arıtma tesislerinin kapasitesinin yetersizliği öne çıkarılıyor.

Eğer bakanlığın bu vaadi Marmara Denizi kıyılarının Tabiat Koruma Alanı gibi yasal bir statü kazanması anlamını taşıyorsa, bu durum gerek kentleşme gerek sanayinin tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin mevzuata tabi olmasını gerektirir. Müsilaj kirliliğinin ortaya çıkmasından bu yana çok sayıda söyleşi, görüş, öneri ve rapor kamuoyuna yansıdı. Son olarak 18 Haziran’da İstanbul Teknik Üniverparibahis Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim görevlileri tarafından kapsamlı bir değerlendirme yayınlandı. Haftalardır Marmara Denizi’nin ortalamanın çok üzerinde ısınması, derin deniz deşarjı, tür çeşitliliğinin azalmasıyla ekolojik dengenin yitirilmesi gibi çok sayıda olguyu konuşmaya başladık. Bugüne kadar yayınlanan söyleşiler ve raporlar ışığında, bakanlığın 22 maddelik eylem planını temel alarak yetkililerden ve deniz kirliliğinde en büyük pay sahibi aktörlerden cevap bekleyen soruları derledik. Finlandiya’nın Kuzey Kutup Dairesinde bulunan Laponya bölgesinde bulunan Utsjoki-Kevo istasyonunda ise 107 yıl sonra sıcaklık rekoru kırıldı. Bölge, Temmuz ayı başında 0.9 santigrat derece daha düşük ısıya ulaşarak 33.7  dereceyi gördü. Ülkede en son, Temmuz 1914’te Laponya’daki Inari Thule bölgesinde 34.7 santigratlık sıcaklık, bilinen en yüksek değer olarak kayıtlara geçmişti. The Beckwourth Complex ismi verilen Kaliforniya’daki bu yılın en büyük orman yangını Pazartesi sabahı itibariyle 362 kilometre karelik alanı etkisi altına almış durumda olduğu bildirildi. Oregon’da Bootleg Fire ismiyle anılan yangın ise 620 kilometre kareden fazla bir alana yayılmış durumda. Geçtiğimiz haftasonunda ABD’nin batı yakasında, Kaliforniya eyaletinde ulusal park statüsünde olan Ölüm Vadisi (Death Valley) bölgesinde sıcaklık 54 derece olarak ölçüldü. Bu ölçümün dünya üzerinde şu ana kadar ölçülmüş en yüksek ortam sıcaklığı olarak kayda geçebileceği söyleniyor.

Net sıfır emisyona erişmek için birçok ülkenin ve kurumun hedef olarak belirlediği 2050 yılında 2.5 milyar kişinin şehirlerde yaşaması bekleniyor. Dolayısıyla belediyeler ve özellikle büyük metropoller sürdürülebilir bir şehircilik anlayışıyla sera gazı emisyon miktarının azaltılmasında çok önemli bir role sahip. Tüm bu bilgilere Energy and Climate Intelligence Unit’in hazırladığı, net sıfır emisyon politikaları takibi (“Net Zero Tracker”) sayfasından erişmek mümkün. Sayfadaki grafikte, net sıfır emisyon hedefinin tartışmaya başlandığı onlarca ülkeye de yer verilmiş. Cinayetlerin bu kadar yaygınlaşması, tehditlerin, tacizlerin ve gözdağının nasıl sistematik hâle geldiği hakkında da bir fikir veriyor. Global Witness, raporunda, çetelesiyle ilgili önemli bir şerh düşerek, paylaşılan rakamların sorunun gerçek boyutunu asla ortaya koyamayacağı konusunda uyarıyor. Nitekim basının özgür olmadığı, hükümetlerin de bu tehditlere göz yumduğu birçok ülkede doğa savunucularına yönelik saldırıların takibinin yeterli bir şekilde yapılamayacağı aşikâr. Saldırıları düzenleyenler ve tehdit edenlerin işledikleri suçlar cezasız kalırken, doğanın talanına karşı koyanlar kriminalize ediliyor. Gezegen’in, 4982 sayılı Bilgi Edinme Yasası’ndan yararlanılan ve iklim, kamu sağlığı ya da emek konularını merkezine alan haber-araştırma projeleri için açtığı burs çağrısı sonuçlandı. Başvuranlar arasında üç gazeteci Friedrich Naumann Vakfı’nın (FNF) katkısıyla sunacağımız burs desteğine değer görüldü. Müsilaj sorunu ve daha genel olarak Marmara Denizi’nde geriye dönüşü olmayan seviyelerdeki kirlilik şapkayı önümüze koyup düşünmemizi gerektiriyor. Sunulan Eylem Planı’nda böylesine bir iradeye işaret eden herhangi bir vaat göremiyoruz.

Halkla ilişkiler kampanyalarının iklim alanında bir diğer şampiyon kirletici firması ise Coca-Cola. Dünyanın en büyük plastik atık kirleticisi, 2040 yılında net sıfır emisyona erişeceğini vaat etti. 2017’de sızdırılan iç strateji belgeleri, firmanın AB’deki atık toplamanın ve depozito sisteminin geliştirilmesi yönündeki politikalara karşı olduğunu ortaya koymuştu. Tepkiler üzerine Coca-Cola plastik sanayisi için lobicilik yapan Plastics Industry Association’ndan (Plastik Sanayii Derneği) çekildiğini duyurmuştu. Ocak 2021’de Grist’in internet sitesinde yayınlanan Nathanael Johnson’ın haberine göre ise tüm ışıltılı reklamların ve vaatlerinin aksine, Coca-Cola ve Google gibi firmalar Amerikan Kongresi’nde iklim ajandasının ilerletilmesi konusunda sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Dolayısıyla ortaya konan net sıfır emisyon hedeflerinin toplumun ve medyanın denetimine tabi tutulması şart. Raporlarda bankaların kömür santrallerine, kömür madenciliğine, doğalgaza, off-shore petrol üretimine ya da kaya petrolü üretimine verdikleri desteklere ayrı başlıklar altında yer veriliyor. Verilerin oluşturulmasında titiz bir metodoloji izlenerek Bloomberg’in banka işlemleri veritabanı esas alınmış. Ayrıca dünyanın önde gelen ilk 30 kömür ve doğalgaz şirketiyle ilgili IJGlobal’in verilerine başvurarak bilgiler perçinlenmiş. Bu çerçevede Bloomberg’in sınıflandırma kriterlerine göre fosil yakıtların çıkarılmaları, taşınması veya aktarımı, yakılarak enerjiye dönüştürülmesi ya da depolanması alanında faaliyet gösteren şirketler raporda değerlendirilmiş. Paris Anlaşması’nı mecliste neredeyse altı yıl sonra onaylayan, fosil yakıtlara halen çok yüksek kamu desteği sağlamayı sürdüren Türkiye’de bankacılık sektörü fosil yakıtlara yatırım konusunda ne kadar bilinçli? Hükümetin Paris Anlaşması’nı geciktirdiği dönemde iş dünyası, dünyadaki trendlerden geri kalmamak adına “net sıfır emisyon” hedeflerini gündemine almaya başladı.

Finansbank’ın hisselerini 2015’te satın alan QNB yani Katar Ulusal Bankası yıllardır Katar petrol ve doğalgaz faaliyetlerine finansman sağlıyor. Denizbank’ın 2019 yılına kadar ana hissedarı dünyada fosil yakıt emisyona yatırım yapan bankalar listesinde 47. Sırada olan Rus Sberbank iken, banka Dubai’nin hükümete bağlı ENBD’ye satıldı. ENBD, Banking on Climate Chaos raporunun listesinde değerlendirmeye alınmadı, ancak banka Dubai Emiri ve ailesinin yönetiminde olan Dubai Yatırım Korporasyonu adındaki varlık fonuna ait. ENOC, yani Dubai’nin ulusal petrol şirketi de aynı çatı altında yer alıyor. 2007’de Oyak Bank’ı satın alan Hollandalı ING Bank, fosil yakıtlara en çok yatırım yapan bankalar listesinde 28. Örneğin Türkiye’nin her iki büyük holdingi, Koç ve Sabancı, bünyelerinde enerji şirketleri bulunduruyor. Dolayısıyla bankaları Akbank ve Yapı Kredi, her ne kadar Sorumluluk Bankacılık İlkeleri belgesini imzalamış olsalar da – ve ikincisi net sıfır emisyon taahhüdünde bulunsa da – fosil yakıt emisyonlarına yol açan şirketlerle doğrudan ilişkililer. Koç holding çatısı altında Türkiye’nin tek rafinerisi Tüpraş’ın yanı sıra Aygaz ve Kocaeli Doğal Gaz Çevrim Santralı’nı işleten Entek yer alıyor. Sabancı holdinge ait Enerjisa’nın portfolyosunda ise üç doğalgaz, bir de linyit santrali var. Devletlerin fosil yakıtlara olan yaklaşımı gelgitli, nitekim siyasi eğilimlerine göre hükümetlerin iradeleri farklılık gösterebiliyor, ekonomik koşullar ise hızla değişebiliyor.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *